ev tutmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev tutmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.08.2012

fareli evin mavalcısı

valla artik hayat hic komik degil ve eglenecek bisey goremiyorum ben. 
evde fare besleye besleye geldigim nokta bu. 

salonda masanin uzerinde plastik bardaklar, mutfaktan erken operasyonla kurtarabildigimiz bir su isiticisi, kolonya, bos su siseleri filanev duzeni diye bisey kalmadi. 

basta bahsetmemistim mide bulandirmasin diye ama maalesef bundan 4 gun once farenin evde ilk goruldugu anda panikle kactigi yer mutfakti. ve biz mutfaga girdikten sonra onunla tekrar karsilasmamak icin, hic dusunmeden ve o zaman şu uzayan sureci ongoremeden mutfagi kapadiydik. sevgilim kapinin altindan cikmasin diye eline ilk gelen bezi kapinin altina seriverdi(ki o bez gri bir şaldi, sevgilimle ilk tanistigimizda boynundaydi, hatirasi vardi filan ne diyorum ben artik iyice kafa gitti ha) onun ustune sehpayi ters cevirip destek yaptik. iyice hayvani oraya hapsettik. 

hapsettigimiz yerin mutfak olmasi tum ev yasantimizi etkiledi. 4 gundur disardan yemekten, fareden once biz zehirlencez. gerci banyoya hapsetseydik o da baska bir berbat hikaye olacakti.

bugun kardesimin baskisiyla ucumuz ev aramaya ciktik. kardesime gore hikaye basit. internetten ev ara, hooop bul, hoop yerles, bitti gitti. fakat ha deyince olmuyor ki bu isler. hele de eylul ayi basindayiz, ogrenciler cayir cayir ev aramakta ve fikirtepe kentsel donusurken tum anadolu yakasindaki kiralari da fahis fiyatlara donusturmus durumda. dolan dolan ev mev bulamadik tabi. zaten kadikoyde fareli bir evden cikip faresiz bir eve girme sansimiz nedir allaaasen?

evden tiksindik tiksinmesine en az kardesim kadar. gidelim diyorum bende ama yine de fareden kurtulduktan sonra bile bu ev bulup tasinma hikayesinin nerden baksan bir ayi vardir.  oyle nereye gidiyosun bugunden yarina? 

 once ilaclama sirketlerini cagiralim dedik, bir sirketle anlastik. o ara saga sola fare olayini danisirken vazgecirdiler beni. fare insan gibidir uzerine ilac sikmakla olmez, iptal et dediler. hadi dedim, ben bilmiyorum insanlar biliyor da konusuyor, iptal ettim. 

sonra temizlik sirketlerini aramaya basladik, hepsine uzun uzun hasta hikayemi anlattim. gelip olusu varsa alir misiniz dirisi varsa ne yaparsiniz dedim. hangisine sorduysam ayni seyi soylediler, olusune dokunmayiz dirisi varsa yemleriz. e yani, bizden farklari yok. biz de olusune dokunamayiz, dirisini yemleriz. vazgectik. 

saga sola sormaya devam ederken iki profesyonel temizlik sirketi buldum. hem olmus fareleri toplariz hem de temizledikten sonra dezenfekte ederiz, dediler. cunku madem en az 1 ay daha bu evde olucaz, fareler oldukten sonra ilacli filan boyle cilgin bir temizlik de gerekiyor. mutfak diyorum yaa, otesi var mi.

bir de haydarpasa garinda 3000 fareyi oldurerek adeta bir soykirima imza atmis bir amcamiz var fare yuzunden hayatimiza giren. hasere, fare oldurme uzerine bir is kurmus. anladigim o ki, kadikoyde  agzini fare diye actigin an sana onun dukkanini gosteriyorlar. biz de 4 gundur fare zehirlerini hep onda aliyoruz. gide gele hikayesini de ogrendik, amca 40 yil once ziraat fakultesinden mezun olmus, o gun bugundur fare ve turlu mahlukat pesinde kosuyor. her isinin ehli insan gibi amca hep bi sakin, hep bi dinlemeden konusan. ama bi sekilde guven veren. 

bi de belediyenin ilaclama birimi varmis, onu da aradim cagirdim. geldiler. bizim aldigimiz yemlerden almislar ellerine, ne ilaclama ne kozmonot kostumu. yemleri attilar mutfaga, ee dedik kontrol etmeyecek misiniz iceri? yok oyle bisey, hizmet verdiklerine dair bi kagit yazip gittiler. 

sonra kim ne derse desin bir ilaclama sirketini daha aradim. mevzuyu anlattim, telefondaki kadin biz fareyi yakalamiycaz ama butun evi ilacliycaz ayrica evi tetkik edicez evde farenin girebilecegi delikler bosluklar varsa size rapor edicez dedi. tamam dedim. gonderin ekipleri. gelen ekip tam techizatli bir kisi cikti yine. elinde bir kapan, kapanin icinde bir yem. eee dedik naapican ki? dedi koyup gidicem. e dedik ilaclama dezenfekte tetkik? anlasilan abiye oyle bir bilgi gelmemis. yok dedik al kapanin da senin olsun. biz kapan da koyduk. yolladik.

bu aksam artik son care yine aradik bizim haydarpasa farelerinin kokunu kurutan amcayi. dedim, olmuyor hayvan hala yasiyor. bir gelip baksaniz, oluyse bulsaniz, delik var mi gedik var mi inceleseniz? tamam yarin gelirim dedi. simdi yarini bekliyoruz. 

bu arada yine yavas yavas da olsa ev bakicaz. 
ayrica hayvan eger olurse ve mutfak fareden temizlenirse yine bi temizlik sirketiyle anlasayim diyorum. bi tanesiyle konustum pazar gunu geliriz dediler. aklima yatti gibi.

ha bu arada ben yeni bir ise basladiiim, yarin insanlarin karsisina cikacagim ilk guuuun...  fare hic bunlari dusundu mu bizim eve girerken?
ogle tatillerim fare zehiri aramakla, esnaftan bilgi almakla filan geciyor.
bombok gunler. 
gundelik hayat normale donecek mi? 
fare(ler) hayatimdan cikacak mi?



...
hah belediyenin koydugu yemleri de, bizim eczaneden yeni aldigimiz bugdayliyi da yemis. ulan dunyayi yedi hala yasiyo be. ya da koloni bunlar.

farenin fendi

evden taşınıyoruz. 
üç gündür yaşadığımız bir çehov hikayesi gibi.
ev bakıyoruz dünden beri.

fare işgalinin 3. gününde biz artık evi terketmeye hazır hale geldik. alıştık da duruma. artık ağlanacak halimize gülmeler de başladı.

dün gece pencerede gördüm kendisini. valla o da sanki gitmek istiyor gibiydi. 
eh, her zafer aynı zamanda bir bozgun tabi. 
bu arada 8 kapsül yediği zehirli yemlere rağmen hala turp gibiydi.  bildiğimiz kadarıyla normal bir fareyi bir ısırık öldürüyormuş iç kanamadan. istanbul martısı nası delirmişse demek ki istanbul faresi de zombiye bağlamış olayı. ölmüyor.

hemn biliyor musun, insanoğlu,  fare konulu yazılarına fare fotoğrafı ekleyemiyor.

30.08.2012

benim ev ablukada

fare var.

aslında bu kadar. 
evimde fare var deyip bırakmam lazım. çünkü iki gün oldu, kafam hala böyle çalışıyor. arada çözüm üretmeler, gidip haşere ilaçlama dükkanında iki kutu zehir almalar, yemesi için ortalığa bırakmalar, evi dinlemeler, türlü planlar, evden atılacakları düşünmeler, evden taşınmayı düşünmeler filan bunlar ara nağmeler. kafamda sürekli aynı manşet patlayıp duruyor: FARE VAR.

fare diye bişey var. 
fare diye iğrenç.
fare hayvanı.
fare
fare
benim evde. 

ben küçükken ziyaretçiler diye bir dizi vardı, orada kötü kadın diana akşam yemeği olarak fare yerdi böyle kuyruğundan tutup havaya kaldırırdı. ilk fare görmüşlüğüm o dizide olabilir. sonra çizgi filmlerde izledim. sonra tabi gazetelerde, televizyonlarda görmüşümdür. kitaplarda okumuşumdur.
bir de ufak fare besleyen insanlar oluyor.
geceleri yollarda apartman kuytularında bunları fıtı fıtı yürürken görenler oluyor anlatıyorlar ben denk gelmedim. belki denk gelsem kedi kirpi filan zannederim. 

fareler hakkında bilgilerim de işte yukarda saydıklarımdan yola çıkarak kemirgendir, kemiksizdir, lağım faresi, fındık faresi, tarla faresi vardır. 

insan başına gelmeyince hiç gelmeyecek sanıyor.  

iki gün oldu, zehirli yemek bıraktık bulunduğu odaya. dokunmadı. ilacı satan adamdan başka bir zehir daha aldım. bundan bir kapsül yesin 2 saat içinde ölür dedi. 4 kapsül verdik hepsini sildi süpürdü, dün gece hala sağa sola tırmanıyordu. 
ve böylelikle dünden itibaren, evde ilk görülen farenin tek olmayabileceğini, belki 1 den fazla fare olduğunu düşünmeye başladık. eğer öyleyse belki de biz bilmediğimiz bir süredir onlarla yaşıyorduk. içim ürperiyor. 
lağım fareleri zehre daha dayanıklı olurlarmış. 

bütün apartmanla konuştum, iki yıldır evine fare giren yok, zemin kattakine bile. ki ben 3. katta oturuyorum.

bu da olacaktı yani. fare ile de mücadele edecektim şu hayatta. 
iki gündür baş ağrıları içindeyim kendimi sıkmaktan, kaskatı her yerim.
hiç gülmedim. mutsuzum.
işe gidip geliyorum, öylece bekliyorum. 
dün gece bir ilaçlama şirketi buldum internetten. bugün öğlen 1'de gelecekler. bütün evi ilaçlayacaklar. kadın telefonda bişeyler anlattı, efendim şöyle yapıcaz böyle yapıcaz. işyerinde diyorlar ki, ilaçlama fareye hiçbişey yapmaz. ne bileyim. olsun. ilaçlansın. 
mutfaktaki eşyaları düşünüyorum. herşey atılacak. 

kardeşim taşınmak istiyor artık bu evden.
ben de tiksiniyorum artık.

ha ben hala fare görmüş değilim aynı evde olmamıza rağmen, o da ayrı ama.
fare var.

12.08.2012

lüzumsuz işler

sabah uyanırken yağmur sesi. bulutlu hava balık grisi. gökten uğultular. ıslanmış sokak kokusu. sokakta  yağmura yakalandığı için sırıtarak koşan tombul bir kız, ellerini arkasında kavuşturmuş aheste yürüyen bir dede.
evin içi hafif karanlık. 
pencerelerde yağmur damlaları.
arka balkondaki çamaşırlıkta dün almayı unuttuğum iki  çarşaf bir yastık kılıfı.
balkon kapısı ardından onlara pişman bakışım.
balkon kapısının altından giren yağmur suyu. ay ay ayyy, bi büyük bez kap gel. neyse ziyanı yok. yağsın mübarek.

20 dakka sonra böyle güzel yağmurlu bir gün de apartman toplantısı. oldu mu. alt katta yöneticinin evinde. birinci kattaki deli tiyatrocu teyze gelmiyor. bana toplantıya sunmam için yazdığı yazıyı verdi. deli meli ama yalnız bir kadıncağız. baktım üç sayfa dolusu yazmış mavi pilot kalemle, önemli kısımlar için de kalem değiştirmiş, kırmızı pilota geçmiş. sağa yatık yazmış. çizgili A4 görmeyeli de epey olmuştu. nerden bulmuş. gerçi satılıyodur hala kırtasiyede. türkçesi iyi ama imla yanlışları yok değil. biraz okudum, sıkıldım. 3 sayfa yaa. hiç üşenmemiş. halbuki okunmayacak bile. insanlar nelerle uğraşıyor. 
ama gerçekten dahil olsan konular hassas. kavga çıkabilir.
o değil de, 
büyüdüm de apartman toplantısına katılıyorum daire sakini olarak. ımpppfff...
bana kalsa bir apartman toplantısına katılacak kadar büyümek istemezdim.
e gitme. 
gitme ama gitme demekle olmuyor işte.
bodrum katında yaşayan kılıksız herif meğer apartman elektriğinden evine kaçak elektrik çekiyor, biz de apartman aidatı niyetine ödüyoruz onun  harcadığını enayi gibi. geçen ayın aidatını ödemeyi reddettik deli tiyatrocuyla ben.
şu saçma gündelik hayat nelerin peşinde koşturuyor insanı.
toplantıda o kılıksız fırıldak da olacak. ihtimal ki, tartışma çıkacak. 
yöneticiyle ev sahibi, genel olarak kiracı insanı başbelası olarak gören tipler. onlara karşı da hazırlıklı olunacak.

şu güzelim yağmurlu, esintili günde birazdan nerden baksan 2 güzel saat heba olacak.
niye?
hiç işte, öyle.

2.08.2011

yeni eve anne girmesi

çocukluğun huzurlu gecelerinden en çok aklımda kalan şey, bazı geceler ben uykumun en pembe yerindeyken annemin elinde, ağzına kadar sıcak süt dolu bir bardakla gelip beni uyandırması. 
bu 'ara sıcak'la hiç de uykum kaçmazdı, uyku uykuyla mayalanır, sütümü içtikten sonra daha da derine dalardım hep.
uykudan tam çıkmadığım ama gözlerimi de açamadığım o arafta, annem daha odama doğru yürürken süt kaymak tutmasın diye(süt kaymağından hep iğrendim) çay kaşığı ile çın çın karıştırışını duyardım. aslında ordan başlıyo hikaye. o çın çın bardağa vuran çay kaşığının sesinden. sonra annemin sesi, sonra uzandığım bardağın sıcaklığı... gözlerim kapalı kafaya dikerdim direk sütü.
hemen ardından sıcak yorganın altında tekrar kayboluş... 

bi ev,  içinde anne olunca ev oluyo. öbür türlü otel odası, martı yuvası, garson odası filan gibi bişe. anne geliyo, evin içinde dolanıyo, mutfaktan bi takım sesler geliyo, anne hep bişeler konuşuyo. ama konuşurken gözünün içine içine bakıyo. anlattıklarının çoğu yüzyıllık hikayeler. diyo böyle mıkır mıkır. sende diyosun bişeler mıkır mıkır. tüm konuşulanlar ve konuşulacaklar ezberde. ama olsun güzel oluyo.